Showing 21 Result(s)

Lâ Edri*

“ Dünya bir oyun sahnesi. Ve bizler birer oyuncuyuz… Bütün erkekler ve bütün kadınlar…” W. Shakespeare “ … (ŞÖVALYE) – Ah..! Bu hâliniz… Ne kadar da utanç verici. ( DİLENCİ ) – Utanmak mı…? Hayır ! Siz… Kader hakkında gerçekten de çok az şey biliyorsunuz …

Pencere

“Sonbahara inat gülümseyen her yaprağa…” Onun hayatı, bir pencereden ibarettir… Orada nefes alır; gökyüzünü, kuşları ve yağmuru onun ardından izlerdi. Mevsimine göre yeşeren, sararan ve vakti gelince bir bir dökülen yaprakların hikâyesini, bu pencereden okurdu her gün… Uzun zaman olmuştu bu eve taşınalı. Hatırlıyordu… Sakin …

Her Ev Yanmalı

O resmi en son Londra’da, bir öğrenci evinde gördüm. Ağlayan Çocuk… Bilmeyen yoktur onu. Az çok her kültürde kendine bir yer bulmuştur. Esasen bu resmin öyle çok sanat kıymeti falan yoktur. Vaktiyle bir İtalyan ressamın elinden çıkmış ve zamanla şekilden şekle girmiş. Bazen ufak bir …

En Güzel Hikâye

Vaktiyle, çok güzel bir hikâye dinlemiştim. Güneşin her yanı kavurduğu, sıcak bir ağustos günüydü. Arabamız erimiş ve bir serap misali buğulanan asfaltın üzerinde yol alırken biz de sonuna kadar açtığımız camlardan esen rüzgarla teselli bulmaya çalışıyorduk. Fakat ne mümkün… Yolun iki yanına uzanan ova sanki …

Rasim Bey’in Yıldızları

RASİM BEY’İN YILDIZLARI Sabah ayazında varmıştım Ankara’ya. Trenimiz, buz kesmiş raylarda son defa gıcırdadığında artık inme vaktim gelmişti. Günü, iş icabı gereken yerlere uğrayarak tüketecektim. Gece ise eski dostlarımdan birinde kalmaya niyetliydim. Zira Ankara’ya yapacağım bu ziyaret haberini aldığından beri buluşmamız için ısrar ediyordu. Direnmem …

Ulan Bahtiyar Abi

Bizim Bahtiyar Abi’yle aramız, bu saatten sonra düzelmez artık. Zor adamdır zira kendisi. Dile kolay, onca senedir -maliyeden emekli olduğu günden beri- hemen her gün aynı vakitte şu kahveye gelir; köşedeki kirişe dayalı, küçük masaya bir başına oturur; akşama kadar da yerinden kalkmazdı. İlk zamanlar …

Kaybedilen Rüyaların Hakikati

Alışmak, korkaklıktır! Her sabah aynı şey oluyor çünkü. Genç adam erkenden sokağın başında beliriyor ve tedirgin adımlarla yürüyüp usulca caddeye iniyor. Cadde, o saatlerde hayli kalabalık. Biraz tutuk, dalgın, bir yerlere yetişmeye çalışan büyük bir insan seli akıyor kaldırımlarda. Kalabalık sanki sokağa düşmüş, yarım kalan …

Köprü

1973’te bitirmişler bu köprüyü. Açıldığı gün öyle kalabalıkmış ki bütün İstanbul işi gücü bırakıp buraya toplanmış sanki. Heyecan büyükmüş. Ateşli nutuklar çekilmiş önce. Yetkililer iki kıtayı birbirine bağlamaktan dem vurmuş. Tebrikler, ıslıklar, alkışlar… Ortalık adeta bayram yeri… Nihayet kurdeleler kesilince boğazı ilk kez yürüyerek geçmek …

Uzakta

Hosua, ince parmaklarını gökyüzüne kaldırıp gecenin karanlığında ışıldayan yıldızlara dokunmaya çalıştığı sırada kabilenin diğer çocukları, hatta yetişkinler bile çoktan uyumuş olmalıydı. Fakat Hosua… Son birkaç gündür olduğu gibi bu gece yarısı da uzandığı yerden sessizce kalkıp düzlükten biraz uzağa, nehir kıyısına kadar gelmişti. İçini kemiren …

Bir Pazar Gecesi

“Oğlum!..” derdi anası yalvarır gibi. “Ser sobanın arkasına gasteleri, orda hallet işini…” Lakin ne fayda… Recep bu, söz dinler mi? Soğuk falan anlamaz, her pazar akşamı yatma vaktine yakın dış kapının yanında alırdı soluğu. Kadıncağız bu defa daha bir içten söylemişti sanki. Recep haytaydı falan …